İhsanla Zehranın 9 Temmuz 2007 itibariyle durumlarına ilişkin gözlemlerim şöyle:
1. İkisi de ishal. Allahtan ateşleri çıkmıyor ve halsiz değiller ama nerdeyse 5 günü buluyor ishalleri.
2. İkisi de yemek yemiyor. Anneleriyle bol bol kavga ediyorlar. Ama yedikleri zaman dünyalar Ayşenin oluyor. Onun da hayattaki en büyük mutluluğu çocuklarının yemek yemesi.
3. İhsan günün yarısını ağlayarak yarısını gülerek geçiriyor. Ağlamalarının sebepleri çokluk sırasına göre: i) bir yerlerden düşüp kafayı bir yerlere vurması (başta çok üzülüyorduk ama artık ben alıştım buna şahsen), ii) karnının aç olması ama buna rağmen yemek yemesi gerektiğini öğrenmemiş olduğu için lüzumsuz sinir yapıp bağırması, iii) uykusunun gelmesi ama uyuması gerektiğini öğrenmemiş olduğu için lüzumsuz sinir yapıp bağırması, iv) yalnız kalması; ki özellikle ayşe onu bir odada bırakıp çıktığı zaman arkasından ağlıyor.
İhsan gülmek içinse sebebe ihtiyaç duymuyor. Yukarıdaki dört maddenin geçerli olmadığı her zaman diliminde herşeye gülebiliyor. Aferin oğluma.
4. Zehra günün dörtte birini ağlayarak dörtte birini de gülerek geçiriyor. Ağlama sebepleri ihsanınkilerle aynı, ama bunlara ek olarak ihsanın bağırması var. İhsan bağırınca zehra çok korkuyor ve ağlamaya başlıyor. Gülme sebeplerinin başında ise ihsan geliyor. Zehra ihsanın şaşkın şaşkın ordan oraya koşturmasına çok gülüyor. Bazen de arkasından kovalıyor onu.
Zehra günün kalan yarısını ise ne gülerek ne ağlayarak, kendi kendine oynayarak geçiriyor. Kızımın kendi dünyası var. orda birşeylerle konuşuyor, oynuyor, çevresiyle pek ilgilenmeden vakit geçirebiliyor.
Kendi kendine oyalanmak ihsan için asla geçerli olmayan bir şey. İhsan zehra gibi kendi dünyası yok, tamamen dışa dönük; her sesin her hareketin arkasından kedi gibi koşan bir çocuk. Hiçbir işle iki dakikadan fazla uğraşmıyor.
5. İhsan çok meraklı, çok gezen, mobil bir canlı olduğu için sürekli bir yerlerinde yara bere taşıyor. Bugün ayaklarında çizikler vardı, diz kapaklarının üstü ise kaç hafta önceden nasırlaştı kapkalın oldu, yine de bana mısın demiyor, her sese koşuyor.
6. Zehra ihsanı çok seviyor. Onu hiç kıskanmıyor ve devamlı gülücükler atıyor onu görünce. İhsan zehrayı hiç umursamıyor. Kızın elinde ne görürse koşarak gidip alıyor. Zavallı zehra hiç sesini çıkarmıyor. Bir de ihsan çok kıskanıyor zehrayı. Ne zaman zehrayla ilgilensek hemen yanımıza geliyor ve "beni sevin" diye başlıyor zırlamaya.
7. Zehra çok akıllı, annesinin deyimiyle "yavaş ama sağlam öğrenen" bir çocuk, ama ihsan kadar meraklı değil. Ayrıca bence düşünüyor da o. Mesela ihsanda olmayan bir özelliği, bir kaç adımdan oluşan oyun gibi karmaşık sistemler kurabiliyor.
8. İhsan ise çok meraklı, çabuk öğrenen ama çabuk da unutan bir çocuk. Ayrıca en belirgin özelliklerinden biri de çok muzip olması. İleride bizi çok güldürecek inşallah.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder