birikenler
Zehra'ya aldığım pembe pabuçları İhsan çok beğendiği için (kıskandı demek istemiyorum, yakışmaz benim oğluma öyle tatsız hissiyat!) İhsan'a da aynı ayakkabının lacivertini almak üzere dün akşam alışveriş merkezine gittik. Malesef o ayakkabıların 20 numaradan büyüğü olmadığı için, bizim oğlan da üzerinize afiyet biraz kocaayak olduğu için kendisine ayakkabı alınamadı. Gene de çocukların ikisi için de çok keyifili bir akşam oldu. İhsan kısa süre içinde ortamı evi bellemek suretiyle elimizi filan bırakıp bir o taraf bir bu tarafa koşmaya başladı. Yemek bölümünde en çok tepsi toplayan personel ilgisini çekti. Bir de aynalı dev sütunlarla ilgilendi bol bol. Zehra İhsan kadar hızlı hareket etmeyi henüz beceremediği için onu zaptetmek nisbeten daha kolay oldu.
Bundan önceki hafta Nurender teyzelerde kaldık iki gün. Onlarla da bir akşam Caroussel'e gitmiştik. O da çok eğlenceli bir macera oldu. Zehra özellikle ayakkabıcılar ve takıcılarla alakadar olması bakımından cinsiyetinin hususiyetlerini hakkıyle taşıdığını bir defa daha ispat etmiş oldu o akşam. Bayılıyorum kendisine. Oh mintik mintik...
İhsan artık sokak kapısını kendi başına açabiliyor, mama sandalyesine yardımsız tırmanıp oturuyor ve düşmeden geri geri uzun mesafe yürüyebiliyor (bu başarısının hayatta hiçbir işe yaramayacağını anlatmaya çalıştımsa da pek anladığını sanmıyorum)
Zehra "paabe" (pembe) rengi diğerlerinden ayırt ediyor ve pek seviyor.
Daha daha çok şey birikti yazacak. Ama benim uykum da birikti. Şimdi gidip o biriken uykumu uyuyacağım müsadenizle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder