12 Mart 2008 Çarşamba

Sonunda koltuklarımıza kavuştuk. Ben de ön koltuğa terfi edebildim böylece. Çocukların arkada keyifleri yerinde. Dışarıyı gönüllerince seyredebiliyor, uykuları geldiğinde sızıp kalıyorlar.
İhsan babası ne yaparsa taklit ediyor. Onunla birlikte namaz kılıyor. Osman eve gelir gelmez kapıya koşup çantasını alıyor. Eve dönüşü gecikirse sinirleri iyice bozuluyor. İkide bir kapıya gidip "baba baba" diye Osman'ı çağırıyor. Evde olmamasına tahammülü yok. Evde olduğu zaman da kendisiyle ilgilenmemesine sinir oluyor. Zehra da babasına doyamıyor. Nereye gitse peşinden ayrılmıyor.
Bu arada kelime dağarcıkları genişlemeye devam ediyor. İhsan artık düşünce "acı acı" diye canının yandığını ifade edebiliyor. Bir kaç gündür ayakkabı (abba)demeye başladı. Dün akşam ayakkabı aldık ona. Çok mutlu, hiç çıkartmak istemiyor ayağından.
Bu hafta sonu Konya'ya gitmeyi düşünüyorduk ama onların buraya gelme ihtimalleri varmış. Osman 23 Nisan'da gideriz dedi.
Şu anda İhsan bey mızmızlanıyorlar. Bisküvili mama saatleri geldi. Kendilerinin sadık hizmetkarı olarak yazımı buarada sona erdirmek zorundayım.

2 yorum:

Talha ile Eymen'in annesi dedi ki...

hehe sadık hizmetkâr...
hem de iki efendili :D allah kolaylık versin...

ayse dedi ki...

amin cümlemize :)