Küçük İhsan
İhsan büyümek istemiyor. Ne yaptıysak büyümenin fena bir şey olmadığına ikna edemedik onu (biz de çok inanmadığımızdan olsa gerek!). "Niçin büyümek istemiyorsun İhsan?" diye soruyoruz; çocuk olmayı çok sevdiğindenmiş. Çocuklar oyun oynarlarmış çünkü. "Büyükler de oynayabilirler" diyoruz ama inandıramıyoruz. Yanlışlıkla "yemeğini yersen büyürsün" diye bir laf kaçsa ağzımızdan yemiyor o yemeği. "Uyusun da büyüsün" desek uykuları kaçıyor.
Arada sırada Osman bana dönüp İhsan'ın duyacağı bir sesle "Annesi, İhsan bugün biraz büyümüş mü ne?" diyor. Bizimki hemen aynaya koşup kontrol ediyor sağını solunu. "Bak ellerim büyümemiş" diye koşa koşa gelip ellerini gösteriyor. Elleri onun için bir ölçüt. Bazen durup dururken gelip kontrol ettiriyor bana elleri büyümüş mü diye. "Hayır oğlum, minicik ellerin, sen de küçük İhsan'sın, bebeksin bebek" filan deyince sevinçten gözleri parlıyor. Okula gitmekte filan da hiç gözü yok. Büyümeyi gerektirecek ne varsa İhsan'ın yapmayı istediği işler listesinden hop diye düşüveriyor.
"Büyüsen de sen bizim küçük yavrumuz olacaksın, biz hep seni çok sevip yanında olacağız" diyerek bir nebze rahatlatabiliyoruz. Ama en iyisi konuyu hiç açmamak İhsan'ın yanında!
Aya gitmeye kafayı takmış bu günlerde. Aya gidebilmek için astronot olması gerektiğini anlattık. Kütüphaneden astronotlu, uzay mekikli bir çocuk belgeseli aldık. Defalarca bıkmadan usanmadan seyretti. Ama bütün astronotların yetişkin olması kafasını epey kurcaladı. Büyümeden, çocuk astronot olarak aya gitmenin bir yolunu bulmaya çalışıyor şimdi..
-objects on the mirror are closer than they appear ;)
2 yorum:
ah ihsan bey ah, plakamızı düşürdün
küçük prens olmuş ihsan bey :) hayalperest teyzesine benzemiş olsa gerek bu yanı. o kadar büyüğün içinde ben de kendime söz verdiğimi hatırlıyorum defalarca büyümiycem asla diye :)
Yorum Gönder